dinleyin

Yolda olanlara

Müslim Kitabında Cabir(r.a)’den şöyle rivayet ediyor:

“Resulüllah (s.a.v.) konuştuğu zaman —sanki akşama veya sabaha düşmanın geleceğini ihtar eden bir kumandan gibi— gözleri kızarır, sesi yükselir, kızgınlığı artardı. Bir keresinde şehadet parmağını uzatarak şöyle dedi: ‘Kıyametle aramda şu iki parmak arasındaki kadar mesafe kaldığı bir zamanda gönderildim. Kuşkusuz sözlerin en hayırlısı Allah (c.c.)’ın Kitabı, yolların en hayırlısı da Muhammed (s.a.v.)’in yoludur. İşlerin en kötüsü de dinde yapılan dayanaksız bid’atlerdir. Dine yapılan her (ilave) yenilik bid’attır ve her bid’at da sapıklıktır.”

Bu sözden gizli bir mana çıkarmak, sözü tarihsel bir bağlamda ele almak. analiz etmek, Hz. Peygamberin söz söylerkenki halinin üzerine bütün bilimlerin (psikoloji, sosyoloji vs.) söylemini giydirmek gibisinden daha da çoğaltılabilecek bir sürü kültürel faaliyetin peşindeki gafil müslümanlara şunu diyoruz:Susun ve dinleyin, eğer ehilseniz söz size konuşmaktadır.

Kardeşler, kulak verin, söz söylenmektedir. Biliyoruz ki müslümanlar şimdi bu ülkede bir şeyi yapmamaktadırlar ki bu bir şeyi yapmayış onların hiçbir şey yapmıyor oluşlarına tekabül etmektedir. Bilinsin ki müslümanlar birbirlerine kulak vermemektedirler. Bu, şu demektir: Müslümanlar söz söylememektedirler, buna ehliyetlerini yitirmişe benzemektedirler. Kültürel faaliyetlerinin örtüsünün altında ezilmektedirler. Ehliyetlerini yitirmişlerdir çünkü söz, kompartımanlarının araçsal bir unsurundan başka bir şey değildir artık. Yerliciler, bilimciler, sanatçılar ve diğerlerinin hepsi ayrı olmaların dilinde kültüre katkıda bulunmaktadırlar. Bu yüzdendir ki yüzlerdeki boyaların derinliği gittikçe artmaktadır. Yüzler görülebilirliğini yitirmektedir.

Bu yüzden dönüyor ve diyoruz:: Kardeşler! Kulak verin, söz söylenmektedir.

Yani buyrulan şudur: Dinleyin!

Evet, bu bir buyruktur. Selama mukabele buyruğu olsun bunun adı.

Dinleyin!

Dinlemek mukabeledir en kökensel anlamıyla. Mukabele köktenci bir düşünme cehdine yurtluk eder. Analiz etmeyin ve eleştirmeyin, çünkü şöyle diyoruz: Dinleyin! Müslümanın kulağı konuşmada işitmez analizi, eleştiriyi, değerlendirmeyi. Bırakın onu ‘İhtiyar Çinli’ Kant’ın tilmizleri bütün bir soylarını kısırlaştırıncaya kadar kullansınlar. Ebu Leheb suresini okuyalım onların üstüne, konuşalım.

‘İslama girmek savaşa girmek demektir’ diyen adamın bunu nasıl bir teyakkuzda söylediğini düşünelim. Sonra Hz. Peygamberin söz söylerkenki halini düşünelim. Bu bir işaret olsun, bir kasırganın işareti. Bu kasırgada söz konuşmasını bizde yürütsün. Müslümanın müslümana ayna olması, müslümanın müslüman olması tam da budur.

 

 

Footer