sakiniz.

Sakiniz…

Meskenimiz olan yerdeyiz, yeryüzündeyiz. Bizler, ölümlüler, sakiniz. Başka bir yeri kurgulayanlar var. Onları rezilce isyanlarıyla baş başa bırakıyor ve yola devam ediyoruz. Evet. kaygı belirmektedir yolda. Fakat kaygının varlığı sükunetimizi bozmamakta, onu beslemektedir. Kaygı yolun eminliğine çağrıdır, yolun eminliğine delalettir. Dillendirdiğimiz bu kaygı, bu dilde tecrübe edilmekte olandır.

Sakiniz…

Bu, bizim dinleyiş tarzımızdır. Dinlemek, dinleyene doğru dinlemektir:-ona yönelmektir, yola girmek, yola gelmektir. Yeryüzünde, meskenimizde -dilde-dinleniyoruz. Bu dinleyiş tarzımız bizizdir. Dinliyor olmak, işitiyor olmak demektir. İşitiyor ve itaati tecrübe ediyoruz. Bu dilde şöyle söylenir: İtaat ediyoruz. Şimdi emin bir beldedeyiz:-zamansallığın özüne doğru, dile doğru sorgulamanın açtığı emin bir belde bu. İtaat ediyoruz. Bunu şöyle yapıyoruz: Allah. Salim bir mekanda, çölün rüzgarında işitilmekte olanı işitiyoruz: Allah.

Çöl büyüyor-çöldeki bereket

Çöl mekansal bir ima mı? Hayır, değil. En azından mekanın sıradan algılanışı içinde değil. “Çöl* burada ve şimdi yurtlandığımız “çorak ülke’ ; Çöl dingin ve sessiz.

Dingin ve sessizdir ki, bu yüzden büyük SÜKUN onun geniş ufkunda ikamet eder. Nerede çöl varsa orada büyük SÜKUN konaklamakta ve konuğunu beklemekte, büyük bir hüzün içinde. Biz. aczimizle ve küçük sükunetimizle çöl-de. çölün bereketine doğru yolcuyuz. Büyük sükun bizi çağırıyor; çöl konuşuyor, dinledikçe o konuşmasını sürdürür. Çöl konuştukça da Ashab-ı Kehf ve çöldeki “Yüce Çoban” konuşacak.

Yoldaşlarımızı çöl-e çağırıyoruz:-büyük sükuna. Çöle. çünkü o yalındır, gariptir ve azizdir. Şatafatsızdır. Garip olanın yuvasıdır. Garip olan’ın yola kovuluşu da bu yüzden garip ve azizdir. Çölde bir vaha arayışı mı. diyebilir art niyetli bir yabancı. Gülümseriz yalnızca biz oysa bu söze. Çünkü biliriz ki çölde bir vaha aramak bir riyakarlıktır, hatta daha da ötesi ontik bir sahtekarlık. Dinleyin e\ yolcular! Bir an dııraksayııı ve dinleyin: Burada bir şair sahtekarlığı yok. Ölümüne ciddiyet ve ölümüne gözü kara olmak, sükunet içinde çöldeki berekete doğru olmak:-işte bu bir çağrılış ve bizim dil-enişimizdir.

Yol çetindir bazen, olsun varsın. Yolun Üstünde yükselen geceyi gözlüyoruz, yol gecenin içinden değil içinde yürüyor. Baktığımız yıldızlar değil, gecedir. Gecenin ışıltısı yolumuzu aydınlatıyor. Sakiniz ve sükunetimizi geceye bağışlıyoruz. Gecede dinleniyoruz ve dinliyoruz. Gecede gece olmak yazgıdır-boyun eğiyoruz.

 

Konuşuyoruz;-Allah. Konuşmada her ne vuku buluyorsa insan oradadır. Orada olmak evimizde olmak demektir-meskenimizde. Konuşmak bir çağrıdır, dilde olan bir çağrı. Dilde olagelen bu çağrıyı kimileri dinlemiyor. İşitmiyorlar. Güvende olduğumuz yerden, yeryüzünden sesleniyoruz oysa. Bu seslenişi bir söylem tahakkümüne havale edenlere sadece şöyle çağrıyı yineleyebiliriz: İşitmiyorsunuz. Yerinizi yadırgıyorsunuz. Ciddiyetimize karşın bütün bir riyakarlığınızla geliyorsunuz. Oysa dinleyin şunu: “Ciddiyiz-uçurumun farkındayız”. Burada bütün bir köktenci oluş size seslenmektedir, burada çağrı bütün bir köktenci oluşadır. işitmiyorsunuz. Dinleyin ve çünkü dildeyiz. Burada bir araçsal dil yok. enformasyon aktarıcı özne yok, yok sizi kurtaracak bir tanrı. Dinleyin ve çünkü dildeyiz:-Allah. İşittiyseniz bilirsiniz ki başka bir şey söylemiyoruz, bizler asilerden değiliz Kimse bize öznelik yakıştırmasın. Bırakıyoruz zelil özneler, öz-lerinin ne-liği peşinde koşa duran öz-ne-ler olsunlar. Asilerle konuşabilemeyiz. Dinleyin ve çünkü dildeyiz. Bizler dinleyenler olma derdindeyiz-işitenler.

Şimdi -biri’leri. onlar.’başka’ları, dışardakiler, uzaktan bakınca bize benzeyenler, kadın gibi erkekler, erkek gibi kadınlar, türlerinin devamı için neyle beslendiklerini bilmediğimiz daha pek çokları geride kalıyor, her an yürüyüş ve konuşma sürdükçe daha bir geride kalacak. “Kaç dostum yalnızlığına! Seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş, küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum”. Yoldaşlarımız çöl bizi çağırıyor. Çöldeki Çoban’in müjdelerine koşalım. Bakın, koku alan organımız bize bir şeyi gösteriyor, hala farketmediniz mi9 Pis. rezil ve boğucu bir koku daha bir uzaktan geliyor. Kaç dostum çöle, burada ve şimdideki çorak ülkenin sevincine. Çölde “vaha” arayanların, fantazmlarına gömülüp gidenlerin,, çölün genişliğiyle gözleri kör olanların asla tecrübe edemeyeceği SEVİNÇ’e’.

“Çöl büyüyor”

Çöle çağrı yalnızca müslüman yoldaşlaradır. Bu çağrı asla bir tavsiye niteliği taşımaz, taşıyamaz. Hayır! Bu bir buyruktur. Çöle çağrı, selametin o doğal ve dingin yurduna çağrı nasıl naif bir öneri olabilir ki? Eğer yolda iseniz, eğer selametin yolundaysanız. Çöl buyurur sizi ve buyurur size.

Çölün çağrısı bir buyruktur ve biz yalnızca bu buyruğa işaret ediyoruz ve işaret olmaya cehdediyoruz. Allah’tan niyazımız da bundan öte değil. Biz işaret çocuklarıyız, yoldayız. Yolu işaret ediyoruz. Yolda bir işaret oluyoruz-bir çorak ülkede

Ve…ÇÖL

Selamlar olsun biz işaret çocuklarından çöldeki “YÜCE ÇOBANA”.

 

 

Footer