yolda olanlara

“Güçlü düşmanlar edinmek istemeyiniz; olur ki Allah (c. c.) onları karşınıza çıkarır ve savaşmaktan cayarsınız. ” Bu peygamber tavsiyesini işittiğimizde çok geç kalmıştık, zira bir kere güçlü düşmanlar edinmiştik ve savaşmamazlık edemezdik. Yola çağrı bu peygamber tavsiyesinde gizlidir-Bir kere güçlü düşmanlar edinenlerin soylulukları gereği savaşmamazlık edemeyecekleri.

 

Yoldayız… Bu bir yol davetidir, yolculuğa çağrıdır. Yoldaşlara dilde sesleniştir. Ses-Ien yapılan iştir, yani konuşmadır. “Bu dünyada bir yolcu ve garip ol!” davetinin açtığı yolun dilde dinlenmesidir. Bu davet bir yol açmaktadır. Bir tasarım değildir yol, yol yoldur. Yolcu yolda olandır. Davetin açtığı yolda yürümek yolda olmaktır. Yola çıkmak şükretmektir. Yolu izlemek bir tasarımın izini sürmek değil, zamansallıgı tecrübe etmektir. Bu tecrübe yola koyulmaktır, yolda olmaklığın sevincidir. Yolda yoldaşların varlığını duymak konuşmaktır. Yoldaşların varlığı tecrübenin sevincidir. Yolcu-lar yolda olmaklığın sevincidir.

Yoldayız… ve güneşi arkamıza aldık, sanki yolumuzu aydınlatmakta-dır: ya da büyük yanılgı-oysa güneşin her sabah doğuyor oluşu bir yalan olmasın! Ne farkeder, binleri her akşam güneşinin batışını seyretmekle yazgılı değil mi? Ne garip bir yazgı! Hep gün batınımda yaşamak, hep varlığın gecesinde yol almak, yolculuğun hep gece sürmek zorunda oluşu… Doğan ve batan güneşin yalancı varoluşuna kanmaz yolcu, kendi karanlık yolunda sevinçli -yürür. Çünkü inanmaz yıllar yılı söylene gelen yalana, karanlığın korkunç olduğuna. HayırîAydınlık karanlıktan gelir: varlığın gecesinde süregiden bir yolculukla ancak aydınlık’a, varolmanın bir meskenine, sevinçli bir biıiiktelik’e ulaşılır.

Yoldayız… ve yürüyoruz ısrarla.

Hölderlin’in “destitude time” dediği bir zamanda yaşıyoruz. Zarifoğlu “Şimdi üzgünüz arkadaş/Yolumuza çıkmayın üzgünüz” derken aynı zamanı, şimdiyi işaret etmektedir. Şair kolayca anlaşılabileceği şekliyle bizi yoldan çevirmeye çalışmamaktadır. Aksine bu bir yola çağrıdır. Şair burada konuşmaktadır. Konuşmayı dinleyen yoldaşlardır ve bu çağrının konuşmaklığını tecrübe etmektedirler.

 

Olagelen olmaktadır. Üzüntü, yolda olmaklığın tecrübesi olarak bir sevinçtir. Çıkan bu dergi bir yol açma çabasıdır, tüm açıklığıyla bizi ısıtan yolda,. yolda olma çabasıdır. Derginin hiçbir tasarımı olmadığı gibi, hiçbir rasyonel meşrulaştırımı da yoktur. Bir gün bu çabaya girişmeyi düşündük ve yola çıktık. Kimseyi kurtarmaya niyetli değiliz. Fakat selametin kimselerden geçtiğini biliyoruz. Yola sen-siz çıkamayız. Ben sen-siz biz olamaz. Konuşma sen-siz olamaz. Sen-siz yol yol olmaz. Yolda olan ben değildir, sen de değildir. Yolda olan ben ve sen-in konuşmasının tecrübesidir.

Bu ümmettir. Batı dillerinin metafiziğinin dışında, biz müslümanla-rın dilinde ışıldayan bir kelimedir bu. Ümmet olmak bizim varolmak halimizdir. Sen bu olmaklığın dışında değildir. Sen bu konuşmanın nesnesi değildir. Sen tam da ben-le olabilendir. Ben tam da sen-le olabilendir. Bu olmaklık ümmettir. Ümmet sen-in varlığından duyulan sevinçtir. Sevinç, mutluluk değildir öte yandan. Çünkü mutluluk, duygularda köken-lendirilen bir metafiziktir. Sevinç ise böyle bir tasarımda ifadelendirilebilir değildir. Sevinç, ümmetin varlığında ortaya çıkandır. Sevinç ben-in sıçraması-dır.

Yola yapılan bu çağrı yapılmış bile değildir. Çünkü çağrıyı yapan çağrıyı yapan değil, yolda olandır. Dilin tahakkümüyle çağırmak diye adlandırdığımız şeye mukabelede bulunanlar da yolda olanlardır. Bu bizim sevincimizdir. Çağrı yolda olmaktır.

Hiçbir kültürel iddianın ya da estetik iddianın yanında olmamak demektir bu, yolda olmak demektir. Her türlü kültürel ya da estetik iddia yolun üzerini örtme anlamını taşır. Oysa yolda olmak tam da bunun dışında olmak demektir. Karşısında olmak değil dışında olmak demektir. Bu bir kaygının ürünüdür. Kaygı kökenseldir. Kökensel olmaklığıyla kaygı bize bir yol açmaktadır. Bu yolda olmak rızka şükür etmektir.

Ülkede müslümanlar kökensel kaygının açtığı yola talip olmamaktadırlar. Zamansal tecrübelerinin hakikatini örtmek görevini üstlenmişe benzemektedirler. Üzgünüz. Olan olmaktadır. Üstelik olan en radikal noktasına doğru yolalmakta gittikçe hız kazanmaktadır. Bunu durdurmak iddiası taşımıyoruz. İddia rızka nankörlük etmek demektir. Biz şükredenlerden olma derdindeyiz. Elimizde hiçbir şey olmamaklığımızla ve tüm acziyetimizle yoldayız. Bu ne büyük bir rızıktır. Gidişata ne çare önerebiliriz ne onu durdurabiliriz. “Bu dünyada bir yolcu ve garip olun” davetinin açtığı yolu şükrümüz bilerek yoldaşlara, yolda olanlara konuşuyoruz. Sen’a konuşuyoruz. Yolda-yız.

Her şeyin en iyisini bilen Allah’tır.

Footer