Zaman yol alıyor, biz yol alıyoruz.

Yılanın başı avuç içinde, şehadet parmağı yılan ağzında. Bir kez daha parmaklara güç veriyor ve sıkıyoruz, her seferinde yılan hala diri ve şehadet parmağımız hep yılan ağzında kalıyor. Yılanla göz göze, yola devam ediyoruz. Süreklilik, sağlamlık ve katılık dileniyoruz ER-RAHMAN’dan.

Zaman yol alıyor, biz yol alıyoruz.

Yoldayız hala, mükerrer olanda. Zor kader. Fakat Rahmet zorluk olana tecelli etmiyor mu! O halde hep yol-dayız ve hep eminiz.

Kardeşlerimiz, müslümanlar!

Emanetinize sadık kalın; ki emanet iman’dır, iman bir emanet olarak hidayettir bizde.

Zaman yol alıyor, biz yol alıyoruz.

Arkada kalanlar, sürünüp gelenler, kaptırmış önde gidenler, olduğu yerde çakılıp duranlar—oysa takdiri zaman tümünün üstünde ve onlara bakmaksızın yol almakta, her adımda onlara adını yazdırmakta; kader her an kendini tahkim etmekte.

Asi yolunu yürüyor Adem’den beri ve hep yolda olan gelecekten geliyor. Geçmiş de gelecektedir, o da gelecekten geliyor.

Gelecekten gelene yol vermek, ona vesile olmaktır. Şimdi müslüman Hakikat’in vesilesi olmak değil de nedir! Şimdi vesile olmak, yılan avuç içinde şehadet parmağı yılan ağzında yolda olmak değil de nedir!

Kardeşlerimiz, müslümanlar!

Kaderi erken-lik olanın, çok çok erken gelenin nasibi zor kaderdir; kaderin zorlu tahakküm ve emirlerine maruz kalmaktır. Kaderin sert vuruşlarına, zorlu imtihanlarına açık olunmalı, rıza gösterilmeli ki “zor-luk” en sert haliyle kemale ersin. Zahmetten ötürü Rahmet dileyelim. Dua ediyoruz: Er-Rahman: Zikrimizde daim kıl bizi! Sıkan parmaklarımızdan kuvvet eksik etme! Rahmet et bize, sonsuzca sevelim yılan ağzını, mağrurca bakalım yılan gözüne!

Footer